15 Kasım 2011 Salı

Yılbaşı geliyoooorrr :)

Şimdi diyeceksiniz ki "Gökçe! sen 1 senedir tembellik yaptın, hediyeyi görünce ortaya çıktın". Ama siz söyleyin bu şirin ayıcığı görüp de durmak mümkün mü? :)
Ama merak etmeyin bu arada neler biriktirdim neler :) Sırasıyla onlarda gelecek :)

Sevgili Deniza17'nin yaptıklarına bayılacaksınız. Hayal dünyasından kaçıp gelmiş bu oyuncakları görünce insan gene çocuk olmak istiyor. Hatta benim gibi, birine sahip olmak çocuk olmanın gerekmediğini düşünüyor :)
Çekilişe geç kalmadan hemen katılmak için buraya tık tık lütfen :)

30 Nisan 2010 Cuma

Laser kesim arayanlar buraya

Arkadaşlar, çok yakın bir arkadaşım lazer kesim üzerine iş kurdu. Ben de hem ona destek o9lmak hem de sizin işlerinize yardımcı olabilmek amacıyla sizlere duyurayım istedim. Keçe, ahşap, deri, pleksi, gibi malzemleri istediğiniz desende kesiyor veya üzerine resim işliyor. Ben de kendisine yardım ediyorum, çizimlerin,vs.. üzerinden geçip çok güzel şeyler yapıyoruz. Aşağıda bir kaç yaptığı işin örneğini gönderiyorum. Eğer sormak istediğiniz yada yaptırmak istediğiniz birşey olursa bana designedbygoa@gmail.com adresimden gönderebilirsiniz :)











ÖNEMLİ NOT: Bu arada ben epeydir bir şeyler yazamadığımı biliyorum. Ama inanın bir şey yapmıyor değilim. Sadece işlerimin yoğunluğundan paylaşma vakti bulamadım. Yakında hepsini yayınlayacağım :)

2 Ocak 2010 Cumartesi

Yılbaşı pastası :)

İşte işten güçten zaman bulamayıp 31 Aralık sabahı saat 5:30 kalkıp işe gitmeden yaptığım yılbaşı pastamız :)
Akşam yemekte kardeşim ve eşi bizimle olacaklardı. Ben de günlerdir bu pastayı yapmak için planlar kuruyordum. ama son günler bir koşturma bir kargaşa ancak 31'i sabahı fırsat buldum. Bu arada yataktan kalkmadan epey bir mücadele ettim kendimle uyku da ağır basıyordu ne de olsa o saatte :) Ama sonunda mutfak sevgisi uykuyu ezdi geçti... Ve sonuç huzurlarınızda:

Tabii ki o saatte gene malzemelerimi hazır kullandım. Bu aralar kekini kremasını kendim hazırlayacağım pastalara vakit ayıramıyorum. Kısaca tarif vereyim.

Malzemelerim:
*2 adet UNO 2 katlı hazır pasta keki
3 katlı olanlarla 2 katlı olanların yüksekliği aynı ben de daha yüksek pasta yapmayı sevdiğim ve kekler böyle daha kalın olduğu için 2 katlı keklerden 3 parça kullanıyorum. Kalan tek katı da buzluğa başka projeler için atıyorum :)
*Süt (hazır krema, kremşanti ve keke sürmek için)
*Şeker 1-2 küp
*1 paket Hazır Dr.Oetker dolgu kreması (vanilyalı kullandım)
*1 paket krem şanti
*Tuzsuz soyulmuş şamfıstık (pasta için satılanlardan)(Fındık da olabilir)
*Bonibon, pasta süs şekerleri
*Dr.Oetker glazür sosu (ilk defa kullandım çok güzel, bu sefer çift renkli olanını aldım)
*2 adet muz



Düzgün fotoğrafı alana kadar bu parmakla epey uğraştım laf aramızda :)
Neyse ben anlatmaya devam edeyim :)

Önce keki (3 katı üstüste koyup)kenarlarından çam ağacı şekli vererek kestim. Sonra biraz ısıtıp içine az şeker ve acıbadem şurubu kattığım sütle birinci katı ıslattım. tarifine göre hazırladığım vanilyalı dolgu kremasını sürdüm. Muzları yerleştirdim. 2.kat kekide sütle ıslatıp üzerine yerleştirdim. Kalan vanilyalı kremaya rondoda çektiğim şamfıstıklardan 2 yemek kaşığı karıştırıp kekin üzerine sürdüm. Üzerine de glazür sostan döktüm. 3.kat kekide sütle ıslatıp en üste kapadım. Pastanın üzerini ve kenarlarını kremşanti ile kapladım. Düzgün olması için uğraşmadım amacım kar gibi görünmesini sağlamaktı. Sonra kalan çekilmiş şamfıstıkları ile pastanın üzerini kapladım. Ağacın gövdesi için glazür sosun kahverengi olanını kaşıkla alıp döktüm. Sonra kremşanti ile kar izleri yaptım. Şeker süslerini servisten hemen önce yaptım. !!!!burası çok önemli şeker süsleri erken yaparsanız kremanın ve dolabın nemiyle şekerlerin boyası akıyor, kötü bir görüntü oluyor. Mutlaka sona bırakın :)!!!!
Sonra da afiyetle yedik ve ben tabii gene kesik halinin resmini çekmeyi unutttum :) Çok hafif ve lezzetli oldu kesinlikle tavsiye ederim. Afiyet olsun size de :)

Ve benim de hediyem geldi.. Yaşasın :)

Bir sabah oturmuş deli gibi çalışırken bizim kurye geldi ve masama bir kargo poşeti bıraktı. Ben yoğunluktan unutmuşum gitmiş. Bu ne? Bana mı? Nedir ki? derken ve o da benim şaşırmış halime şaşkın şaşkın bakarken ben poşeti açmaya başladım. Ve bir den o anda aklıma geldi :) Nasıl mutlu olsum, daha açmadan ne olduğunu görmeden çok sevindim. İçim pır pır etmeye başladı. Taaa İzmir'den, hiç tanımadığım sevgili Atiye, bana o kadar tatlı bir hediye yollamış ki :) Bayıldım :) Eve gider gitmez çıkardım eşime göstereyim ve hemen deneyeyim diye... Ama o da ne bana sıra gelmedi ki... Şu hale bakın... Birileri benden çok sahiplendi sıcacık noel babalı çoraplarımı...


Sevgili atiye çok teşekkür ederim, sevimli çoraplarım ve güzel mesajlarını içeren kartım için :) Ben de sana ve tüm sevdiklerine çooook mutlu güzel bir yeni yıl diliyorum. Sevgiler...

Arkadaşlar bu dileklerim hepiniz için... Sevdiklerinizle sağlıklı, mutlu, güzelliklerle dolu bir yıl diliyorum. Sevgiler...

Gecikmeli bir dizi yeni yıl yazısı...


Son 15 gündür nerdeyim, ne yaptım, sizler neler yaptınız inanın farkında değilim. Bir yıl bu kadar mı zor yollanır, bu kadar mı yoğun, alt üst, karrgaşayla yollanır...
Herhalde bütün bir sene konuşmadığım kadar telefonla görüştüm, sözler verdim, görüşme yaptım... Neyseki sağlıkla ilgili değil hiç biri, ne de olsa yıllar gelip geçiyor, biz istesek de istemesek de akıp gidiyor, yeterki sağlıkla aksın... Sanırım başka her şey yavaş yavaş da olsa çözülüyor...

Neyse ben yılbaşına dair yazmak istediklerimi şimdi bir çırpıda sizlerele paylaşmak istiyorum. Ev dekorumdan sevdiğim bir iki objemi fotoğraflıyorum.

Bir de kargaşa içinde sevgili Prima Rima Ebru'nun hediye çekilişinden bana çıkan sevgili Tuku'nun hediyesini 30'unda kargoya vermeyi başarıyorum. Kırılacak olduğu için strawberry sağolsun, siparişlerimden kalan kutulardan birine sağlamca yerleştirdim. Umarım kendisine de çooook çoook mutluluk getirsin...

24 Aralık 2009 Perşembe

Çalışanlara şipşak yılbaşı yemeği :)

Benim ani misafirlerim için yaptığım hem güzel görünen hem de çok lezzetli olan pratik bir yemeğim var. Geçen gün annemleri akşam saati davet edince yine apar topar hazırladım. E hazırlamışken sizinle de paylaşayım istedim. Belki aranızda benim gibi 31 Aralık günü çalışıp sonra akşam eve gelecek davetliler için şöyle değişik lezzetli bir şeyler arayışında olan vardır...

Yemeğimizin yenmeden önceki hali bu.. Ama malesef herkes çok acıkmış olduğundan şöyle güzel kesilmiş bir fotoğrafını çekemedim :) Ama inanın o da çok güzel duruyor :)
Tarifimize gelince:

Malzememiz:
*Muhtelif tavuk parçaları (but göğüs farketmez, önceki akşam yapıp yediğiniz tavuğun kalan parçaları bile olabilir, adet çok değil 2 bütün but veya bir orta boy göğüs yeterli)
*bir paket makarna (türü sizin zevkinize kalmış, bu aralar penne denilen bildiğimiz kalem makarna güzel oluyor)
*2 paket knorr makarna sosu (ben 1 paket peynirli ve 1 paket mantarlıyı karıştırıyorum süper oluyor)
*içme suyu (ben yemeklerimde her zaman içme suyu kullanıyorum, bunun nedenini de ayrıca anlatırım)
*Kaşar peyniri (rende veya ince dilimlenmiş farketmez)
*tuz (haşlama suyuna :))

Önce içme suyu ile tavukları düdüklü tencerede haşlıyorum. Bu sırada salatayı, masayı, kendisimi :) vs.. hazırlıyorum. Sonra haşlanan tavukları sudan çıkarıp aynı tavuk suyuna bu sefer düdüklünün kapağını kapamadan makarnaları atıp haşlıyorum, tavuk suyunda haşlanan makarnanın lezzetine inanamayacaksınız. Onlar haşlanırken tavukları küp küp kesiyorum. Başka bir küçük tencerede 2 paket sosu karıştırıp üzerindeki tarife göre pişiriyorum. Makarnaların suyunu süzüp tencerede tavuk ve sosla iyice karıştıyorum. Sonra uygun bir borcam veya fırın kabına alıp üzerini, ince ince dilimlediğim veya rendelediğim kaşar peyniri ile kapatıp fırına koyuyorum. Üzeri kızarınca sıcak sıcak sofraya alıp servis yapıyorum. Afiyetle yiyoruz :)
Size de afiyet olsun.

23 Aralık 2009 Çarşamba

Sergun süpersin :)

Sergun başından beri hayranlıkla izlediğim insanlardan biri. Ben öyle hediye çekilişlerine katılmayı sevmiyorum ama bunu görünce dayanamadım. Sergun'cum ben bir türlü karar veremedim, napıcam? Off ne zor bir seçim. Ama sanırım küçüklüğümden beri duyduğum hayranlık ağır basacak :)

Bunlar bana çıksa ne güzel olur :)Bakalım, katılan herkese bol şans arkadaşlar. Yeni katılacaklar burdan katılabilirsiniz...

22 Aralık 2009 Salı

Geldim...

Bu aralar çok sık yazma imkanım olmuyor malesef. Bizim Aralık ayımız hep böyle geçiyor, çok yoğun, gün içinde hiçbir şeye doğru dürüst bakamıyorum. Sizleri bile takip edemiyorum, aklım kalıyor hep :)Bu arada bir yandan sevgili Primarima'nın çekilişinden bana çıkan arkadaşın hediyesini hazırlama çalışıyorum, bu hafta onu kargoya vermem gerekiyor. Umarım beğenir :) Bir göndereyim hele sizinle de paylaşacağım. Bu arada kendime küçük bir çalışma alanı kurmaya çalışıyorum, tam masayı monte etmek için ailenin kadrolu ustası gelecekti ki arabasına çarpmışlar, kasko, servis uğraşması gerekiyormuş gelemedi. E benim izin günüm bu aralar tek, onu da ayarlamışım hafta içine, kaldı mı başıma oda darma dağınık. Kütüpanenin yeri değişecek diye bütün kitapları odanın bir köşesine yere yığmıştım, şimdi toplayamıyorum da ha yaptık ha yapıcaz diye... Neyse şu patırtılı ayı böyle atlatalım da daha yılbaşı yemek alışverişi yapıcaz :) İşte en sevdiğim şeylerden biri de bu :) Bu yılbaşı kardeşim ve eşiyle (bir de doğmak için gününü bekleyen minik yeğenimle tabii ki )beraber kutlayacağız yeni yılı, bizbize eğlenicez artık :)
Hadi lafı çok uzattım daha raporu hazırlayıp göndermem lazım.
Bu posta bir yılbaşı resmi eklemeden yapamadım, yoğunluğun içinde en sevdiğim şey her gittiğim yerin böyle süslenmiş olması :)
Bu benim olabilir miiiiii? Lütfeeeeennn...

14 Aralık 2009 Pazartesi

Geçenlerde Ayça'nın hediye çekilişinden ve benim katıldığım tek hediye yazısı olduğundan bahsetmiştim size. ayça'nın yaptığı ilk çekilişin kazananı ben oldum :) Doğrusu ne kadar şaşırdım anlatamam. Benim böyle şeylerde pek şansım yoktur. Bugüne kadar böyle çekilişle kazandıklarımın biri Nestle Crunch'ın herhalde ilkokul 1 veya 2'ye giderken verdiği bir müzik kasedi :) diğeri de Algida'nın verdiği ahşap bir resim çerçevesi (onu da her katılana göndermişti). E hal böyle olunca çok şaşırdım, çok sevindim. Ayça'ya hemen ne kadar sevindiğimi yazdım. O da "dur bakalım gelince de beğenirsin umarım" demiş.



Ayça'cım beğenmek ne kelime çok sevdim, bayıldım, mavi zaten benim favorimdir. Mavi boncuklarıyla aldığımda nasıl çocuklar gibi neşeyle gittim eve görsen şaşarsın. Eşime gittim "Bak bak bana blog arkadaşlarımdan biri hediye gönderdi" diye gösterdim, o da artık surat ifadem nasılsa şaşkın bir ifadeyle gülümsedi:)
Bu arada fotoğraf Ayça'nın sayfasından alıntı maalesef bu yoğunlukta çekemedim bile :(
Ayça'cım ellerine sağlık, tekrar çok ama çok teşekkür ederim. :)

Ben10 mi? bu mu? :)

İşte bu da doğum günü pastamız... Asıl niyetim, hiç ekipmanım olmadığı ve pastayı sabah yapıp öğlen partiye yetiştirmem gerektiği için Ben10 'in oyuncakçıdan alınan bir minik figürünü koymaktı ama annesi maalesef bulamamış onlardan, son dakika iş başa düştü, elimde kürdan son kalan şeker hamuru parçalarından bir şeyler yapmaya çalıştım :)En azından bir adam olduğu anlaşılıyor diye düşünüyorum :)



Bu arada pastayı ben yaptım derken aslında yanlış anlaşma olmasın. Ben sadece parçaları bir araya getirdim diyebilirim. Pazar sabahı saat 7:30'da kalkıp benim minik kuş uyanana kadar,2 adet biri kakaolu biri sade 3 katlı hazır pasta kekini (Metroda sanırım Alman markaydı bir kek gördüm onu aldım, çok lezzetliydi) şekerli ve içine acıbadem şurubu kattığım sütle ıslattım. Aralarına kakaolu keke kakaolu, sade keke sade hazır dr. oetker dolgu kremaları sürdüm. Birinci kata birine çilek, birine vişne koydum. Maalesef dondurulmuş meyve kullandım, malzemelerin bir kısmını görümcem aldı ve cuma akşamı geç satte bıraktı, muz almayı unuttuğu için buzluğumda bekleyen donmuş meyveleri kullandım, aslında pastayı taze meyve ile daha çok seviyorum. İkinci kata da yine kremalara damla çikolata ve ufalanmış şamfıstığı karıştırıp sürdüm. Şeker hamuru gene hazır. Açtım kapladım, süsledim, mutfağı toparladım... Hepsi 2 saatte bitti, tam oturayım biraz derken içeriden;
-"Anneee..."
-"Geliyorum aşkııımm..." :)

Yeni ikizlerimize hoşgeldiniz hediyesi..

Öncelikle biraz önce bahsettiğim, teyzeme yaptığım bir silindir metal kutu ve 2 küçük cam kavanozdan oluşan hediyelerini fotoğraflayamadım. Hastaneye gitmek için biraz acelem vardı malum. İlk fırsatta gidip çekip sizinle paylaşacağım.

Minik ikizlerimiz Kıvanç ve Övünç için ise 3 katlı bir bezpasta hazırladım, üzerine de minik beyler için mama kaşığı, body ve oyuncak taktım. Bakın bakalım beğenecek misiniz?



Bodyleri katlayarak lolipop şekli verdim ve ısıya göre renk değiştiren mama kaşıklarına bağladım. Bir paket bezide katlaya katlaya pastayı yaptım. Sonra üzerine lolipopları ve daha önce aldığım trenleri yerleştirdim. Başka yerlerde gördüğüm o lastiklerle bağlaya bağlaya yapılan bez pastaları hiç sevmediğim için lastik yerine ince beyaz saten kurdeleler kullandım. Biraz el oyalayan ama çok severek yaptığım bir hediye oldu. Bebekler ve çocuklar için bir şeyler yapmayı çok seviyorum :) Bu konuda daha başka süprizlerim de olacak size. Bu arada pastayı gören bir kaç arkadaşımdan sipariş bile almaya başladım :) Daha neler süsleyeceğim neler :)

Neler yaptım neler :)

Bir hafta nasıl geçti?
Ne zaman geçti?
Topu topu 7 gün müydü?
Ben nerdeydim peki?
Hangi ara ne yaptım acaba?...
Bu sorular böyle uzuyor bugün. Geçtiğimiz hafta nasıl yoğundu anlatamam.

Yıl sonu nedeniyle yoğunlaşan işim...
Oturma odasında dekorasyon değişimleri(ki hafta başı başlayıp sonrasında aksadı, daha da bitmedi)...
Bir ameliyat (neyse şimdi teyzem çok iyi evine kavuştu)...
Bir vefat haberi (ki bir müddet kafamı toplayamamın yegane nedeni)...
Bir doğum, hem de ikiz :) (kendimi yeniden toplama nedenim)...
Bir doğum günü, 8 yaşına basan bir delikanlının :)...
Bozulan digitürkle haşır neşir...

Sanırım bu kadardı. Bu arada ben de hem ameliyat olan teyzeme, hem arkadaşımın yeni doğan ikizlerine birer hediye hazırladım. Bir yandan da hiç modelleme ekipmanım olmamasına rağmen yeğenimizin doğum günü için şu meşhur :) Ben10 li pasta yaptım.
Gelelim fotoğraflara ve ayrıntılara...

4 Aralık 2009 Cuma

Bir öneri :)

Dün bizim evlenmeme yıldönümümüzdü :) 4 seneyi bir çırpıda bitirmişsiz de son günlerdeki yoğunluktan ikimiz de geç farkettik :)
Bizim küçük hanımı anneme emanet ettik. En azından şöyle başbaşa bir yemek yiyip, yaklaşık 2 senedir isteyip de gidemediğimiz sinemaya gidelim dedik. Sinemaya derken bizim için film pek önemli değil desem yalan olmaz, eskiden epey giderken benim hamileliğimin sonuna doğru ve malum doğumdan sonra gidemez olduk ve bu sefer de artık bir kere gidelim de film ne olursa olsun durumuna geldik :)
Ama doğrusu zamanı öyle güzel ayarlamışız ki... Filmimiz " Neşeli Hayat "...
Başından sonuna yüzünüzde bir gülümseme -arada kahkahaya dönüşse de çok sık değil- ile seyredeceğiniz bence "mutlaka kaçırmayayım" denilecek çok güzel bir film. Yılmaz Erdoğan gene yapmış yapacağını anlayacağınız... Ben çok fazla yazmayayım yoksa anlatmaya dönecek iş -ki hiç sevmem :)
Kaçırmayın derim arkadaşlar, yılbaşının yaklaştığı şu günler de bu kadar çok noel baba görmek güzel oluyor :)
Laf aramızda, ben şu 31 Aralık günü, sabahtan akşama kadar gösterilen Yılbaşı/Noel filmlerini de pek severim, o gün evdeysem hepsini peşpeşe seyrederim :) Yanlış anlaşılmasın tabii bu o tarz bir film değil, yalanların gerçek olduğu ... neyse bak gene farketmeden giriyorum :)
Seyredin arkadaşlar seyredin, pişman olmayacaksınız :)



Ne de olsa
"insanın kafası rahat olmalı"
:)

3 Aralık 2009 Perşembe

Yılbaşı temalı dekupajlar burada :)

Arkadaşlar benim severek takip ettiğim bir yabancı blog var. Blog sahibi bayan çok güzel şeyler yapıyor ve bir çoğunun patronlarını bile paylaşıyor.

Bugün bir baktım çoook güzel yılbaşı dekupaj örnekleri vermiş. Çok büyük değiller ama yine de iyi bir yazıcıdan çıktı alınıp çok güzel şeyler yapılabilir. Hadi bakalım devamı için burdan buyrun :)

2 Aralık 2009 Çarşamba

2. BEZE denemesi ve işte BAŞARI :)

Evet sonunda 2. denememde başardım :) Tadanlarda bu sefer tam not verdi :) İnternette ne kadar beze tarifi varsa hepsini okudum, görseniz "aklını yitirmiş" dediniz. Aklını yitirmek değilde daha çok kafayı takmak :) İlk başarısız sonuçtan beri her gün aklımda, tam izinli olduğum gün oh diyorum o gün benim minik cadımın uyumayacağı tutuyor, yok sonrakinde anneannesi arıyor "hadi bayramlık alalım" diyor, çıkıyorum sokaklara... Ama bu sefer bayramın 1. günü tam da zamanı işte hatun uyudu, hemen kocacığımı örgütledim, "ben mutfağa giriyorum, kapaıyı kapatıyorum, kız ağlarsa sen bak" diye... ohhh yumurtalar da oda sıcaklığına gelmişler bana bakıyorlar... yaşasın sonunda yapabilecek miyim ne??? !!! :)
Gel gelelim benim kafadan toplama tarife:

4 oda sıcaklığında yumurtanın beyazı
3 çay fincanı toz şeker (bir dahakine bunu da pudra şekeri yapıcam!)
1 çay fincanı pudra şekeri
2-3 damla limon suyu
Evde vanilya yoktu koyamadım ama bir sonrakine koyacağım, daha iyi olacak diye düşünüyorum. Hatta evde acıbadem esansı var, onu da deneyeceğim.

Yumurta beyazlarını ve şekerleri bir tencereye koydum. Bu arada tariflerde toz şeker, pudra şekeri olayı çok karışık, ya birinden birini kullanıyorlar ya da karışrıyorlar. Ben de karıştırayım dedim. Ama son karar 3.denememde kesinlikle sadece pudra şekeri kullanıcam. Ona göre size de tavsiyem bu, kesinlikle daha kolay eriyor, daha pürüzsüz oluyor.
Önce 6-7 dk. kadar en küçük ocağın en kısık halinde mikserle çırptım. Ateşten aldıktan sonra 15 dk daha çırptım, epey katı bir krem şanti haline geliyor. Sadece pudra şekeri kullandığınızda bu sonuca daha kısa sürede ulaşıyorsunuz. Kaselere bölüp renklendirdim (Wiltonun jel boyalarını kullanıyorum). Sıkma torbasına koyup yağlı kağıt üzerine sıktım. 120derecede 1 saate yakın pişirdim. Bu sefer daha küçük bezeler yaptım, içlerinin yumuşak kalma riski olmasın diye, hem çok daha sevimli oldular, hem de sorunsuz içi dışı pişti, tavsiye ederim.


Daha sonra bazılarına parça çikolata, çekilmiş, fındık / badem / şamfıstığı gibi alternatiflerde deneyeceğim. Sonuçları anlatırım. Bu yandakileri tek tek minik kağıtlara koyup beyaz bir karton kutuya yerleştirdim., üzerinede pembe kurdele ile bağladım. Anneannemin bayram şekerleri oldular kendileri :)
NOT : Sevgili marifetli peri ve stil direktörü Eda'nın tavsiyeleriyle resimleri beyaz fonda çektim :) Sanırım daha güzel oldular, ama sabah kız uyanmadan apar topar çekicem diye örtü biraz ütüsüz oldu özür dilerim :)
Bir de bir beze için bu kadar dekor çalışması niye derseniz, sonunda başardım ya onun şımarıklığı sanırım :)

25 Kasım 2009 Çarşamba

İşte sonunda...


Evet biliyorum şimdi bir çoğunuz annem gibi :) "Eee Gökçe, bu kadar malzemeyi alıyorsun da (daha paylaşmadığım bir kaç siparişim var, utandım artık, yakında paylaşıcam) hiç bir şey yaptığını göremedik" diyorsunuzdur. Ama işte sonunda elimden bir şey çıktı :) Şimdi böyle söyleyince çooook büyük bir şey beklemeyin, ufak ama işte ben çok severek yaptım, çok beğendim, umarın sizde beğenirsiniz :) kullandığım tüm malzemeleri ilk kez kullandım, sanırım başarılı oldum :)

Hediye gelen çiçekler solduktan sonra elimde böyle bir cam vazo kalmıştı. Ben de onu düz halinden biraz arındırmak istedim. Ama camın görüntüsünü de tam kaybetmek istemedim. O nedenle sadece tek yüzünü boyadım. Üzerine de peçete transferi ile resmi yerleştirdim. İlk deneme olduğu için biraz zorlandım, peçete çok nazik oluyor, yırtılacak diye epey heyecan yaptım :) Sadece bir yerinde ufak bir yapışmayan yer kalmış ama ben vernikledikten sonra farkettim, şimdi ne yapsam bilemedim, yardımcı olacakların önerilerine açığım. Yorumlarınızı bekliyorum.

İşte bunlar da sıradakiler, kavanoz kapaklarının verniklenmesi kaldı, cam kısmını boyamayacağım, bunları baharat kavanozu olarak kullanmayı düşünüyorum. Büyük kutu ise hediye olacak :)

Not: İşlerimin bu kadar ağır gitmesinin nedeni iş dışında evde geçirdiğim zaten sınırlı olan zamanı da bir önceki yazımdaki canavarla geçirmemdir. İşler ancak o uyuduğunda yürüyor :)

Evdeki canavar...

Dün evdeydim... Benim izinler böyle, bir değişik, bazen hafta sonu bazen hafta içi :) Dün de işte öyle hafta içi günlerden biriydi. Benim için pek farketmiyor, önemli olan kızımla geçireceğim bir gün olması :)
Önce Capacity'e gidip fıstığıma bayramlık elbise, ayakkabı falan aldık, tabii baloncuya da uğramadan geçemedik :) Anneannesi ilk defa alışveriş merkezine bizim küçük hanımla gittiği için biraz dağıldı ama biz balonumuzla çok mutluyduk :)

Günün canavar kısmı ise bu noktada başladı, önce Capacity'e gitmişken, geçen gün Tuku'nun sayfasında öve öve bitiremediği şu kahveli kurabiyelerden mutlaka alayım istedim, iyi de yapmışım :)
Kurabiyeler süper hakikaten. Yer Komşu fırın.. Ama asıl benim minik kuşumun testinden tam not aldı. Haline baksanıza.

20 Kasım 2009 Cuma

Sürpriz :)....

Nasıl olmuşlar ama tam yılbaşına yaklaşırken ve hepiniz merakla beklerken yılbaşı ağaçlarına asılan süslere benzememişler mi? :) Tek bir sorun var dışları süper ama içleri maalesef pek pişmedi :) Ama 2.sefer başarılı olucam göreceksiniz :) Tarif pastacıdan...

18 Kasım 2009 Çarşamba

Ayça kimdir?

Biliyorum bu giriş biraz ansiklopedik oldu ama bir baktım bu ara herkes "Ayça, Ayça" deyip duruyor. Ben de tabii klasik meraklı hatun :) dedim kim acaba bu Ayça? Adı da kardeşime benziyor üstelik, bizimki Ayçe :) Hemen tıkladım ve başladım gezmeye. Onlar ne fotoğraflar öyle bayıldım. Hatta Ayça'ya sormadan birini buraya koydum bile umarım bana kızmaz, ona da haber verdim tabii.

Gelelim diğer konumuza;
Sevgili Ayça bir çekiliş yapıyormuş, hatta bir değil her hafta çekiliş yapıyormuş. Ben normalde bu çekilişlere katılmayı pek tercih etmiyorum (Primarima'nın yılbaşı çekilişi farklı tabii, ona katıldım :) ). Ama Ayça beğendiğiniz ürünümü bana haber verin deyince dedim bu başka, Ayça sanırım ürünleri hakkında bir fikir almak istiyor, e o zaman ben de yardımcı olayım :)
Ayça'cım ürünlerinin hepsine bayıldım ama özellikle bu aralar inciye takan ben bu kolyeye hayran oldum. Ellerine sağlık :)

Bu arada sen bir ürün dedin diye bir şey demiyorum ama doğrusu o mavili/kahveli portföy çantada da aklım kalmadı desem yalan olur :)

Ayça'ya ulaşmak için burdan alayım sizi...

14 Kasım 2009 Cumartesi

Bir insanin bildigini zannettiği bir şeyi, öğrenmesi imkansızdır

Sabah sabah babamdan geldi bu yazı, kısa ve öz. Böyle sözleri severim ben. Sizinle de paylaşayım istedim. Bu arada söz Epiktetos'a aitmiş. Babamın hep söylediği bir şey var onu da yeri gelmişken ekleyeyim bari. İlgilendiği işi olsun, hobisi olsun, hatta otomobil veya motosiklet kullanmak olsun (ki bence çok iyi kullanır her ikisini de) hep " ben bu işi bilmiyorum ki, bildiğim gün hata yaparım" der.